Ölüm halinde mal paylaşımı

Av. Filiz METİN

Eşin ölmesi halinde, sağ kalan eşin mal rejiminden kaynaklanan hukuki durumu ile ayrıca mirasçı olması bakımından içinde bulunduğu hukuki durum önem arzetmektedir. Günlük hayatımızda eşlerden biri ölünce sağ kalan eş ve diğer mirasçılar doğrudan miras hukuku hükümlerine göre mirasın intikali işlemlerin gerçekleştirse de, hukuken durum tam olarak da böyle değildir.

Zira eşlerden birinin vefat etmesi, mal rejimine son veren hallerden biridir. Ölüm halinde sağ kalan eşin miras hukukundan doğan hakları olduğu gibi, aile hukukundan doğan da birtakım hakları bulunmaktadır. Hatta sağ kalan eşin veya diğer mirasçıların aile hukukundan doğan talep hakkı önceliklidir.

Şöyle ki; bir eş vefat ettiğinde, öncelikle eşler arasındaki aile hukukundan doğan mal rejiminin tasfiyesi yapılır, ardından miras paylaşımına geçilir. Bu durumda sağ kalan eş, ölen eşin mirasçılarına karşı mal rejiminin tasfiyesi davasını yöneltebileceği gibi, ölen eşin mirasçıları da bu davayı sağ kalan eşe yöneltebilirler.

Medeni Kanunu’muzun yürürlüğe girdiği tarih olan 1 Ocak 2002’den önce “mal ayrılığı rejimi” kabul edilmiş iken, bu tarih itibariyle yasal mal rejimi olarak “edinilmiş mallara katılma rejimi” geçerlidir. Bu tarihten önce evlenmiş olsalar dahi, eşler bir sözleşme ile başka bir paylaşım oranı belirlememiş iseler, kanun gereği bu rejime tabi olmuşlardır. Bir eşin ölümü halinde, terekede edinilmiş mallar varsa, ya da sağ kalan eşin edinilmiş malları varsa, iki tür tasfiye söz konusu olur. Birincisi, aile hukuku kaynaklı mal rejimi tasfiyesi, ikincisi de, miras hukukundan doğan mirasın tasfiyesidir. Mal rejiminin tasfiyesi, mirasın tasfiyesinden önceliklidir. Bir başka ifadeyle, mirasın paylaşılması, mal rejimi tasfiyesinin sonucuna bağlı olacağından, mal rejiminin tasfiyesi ve katılma alacağının belirlenmesi, mirasın tasfiyesi davası için bekletici mesele oluşturacaktır.

Sağ kalan eş ile ölen eşi arasındaki mal rejiminin tasfiyesi öncelikli bir hukuki işlemdir. Sağ kalan eş ölen eşi ile aralarındaki mal rejiminden kaynaklanan haklarını (varsa) aldıktan sonra ölen eş adına kalan malvarlığı mirasa konu olacaktır. Sağ kalan eşin mal rejiminden kaynaklanan bu hakları “yasal eş olma hali”nden kaynaklanmakta olup mirasçılık sıfatından ayrıdır. Bir başka ifadeyle, bir eşin ölümü halinde sağ kalan eş, ölen eşin hem mirasçısı olmakta hem de evlilik içinde edinilmiş veya edinilmesine katkı sunduğu mallar açısından terekeden alacak hakkına sahip olmaktadır.

Mal rejiminin tasfiyesi aile mahkemesinin, mirasın tasfiyesi ise sulh mahkemesinin görev alanına girer.

Yasal mal rejiminin tasfiyesinden doğan katılma alacağı hakkı, parasal bir alacak hakkı olup ayni değil nakdi bir talep hakkı doğurur. Yasal mal rejiminin tasfiyesinde, kural olarak ölen eşin sadece “edinilmiş malları” tasfiyeye dahildir. Edinilmiş mal, 01.01.2002’den sonra eşlerin evlendikleri andan itibaren kimin mülkiyetine olursa olsun evlilik süreci boyunca edindikleri tüm varlığını oluşturur.

Sağ kalan eşin talep edebileceği edinilmiş mal, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir. Bir eşin edinilmiş malları özellikle şunlardır;

1. Çalışmasının karşılığı olan edinimler, 
2. Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler, 
3. Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar, 
4. Kişisel mallarının gelirleri, 
5. Edinilmiş malların yerine geçen değerlerdir.

Mal rejiminin ölüm anında sona ermiş sayılacağından mal rejimi tasfiyesinde, sağ kalan eş, çocuklar ve diğer mirasçılar arasında tasfiye yapılmadan önce, eşler arasındaki mal rejimi tasfiyesinin yapılır. Ardından diğer mirasçılar açısından miras hükümlerine göre tasfiyeye geçilir. Bir başka ifadeyle, sağ kalan eşin kişisel malları tasfiye dışında tutulur.

Sağ kalan eş, ölen eşin edinilmiş mallarının yarısını aldıktan sonra miras paylaştırma aşamasına geçilir. Bu aşamada tereke ölen eşin kişisel malları ile edinilmiş mallarının yarısından oluşmaktadır. Sağ kalan eş, mal rejiminden kaynaklı haklarını aldıktan sonra yine ölenin mirasçısı olarak terekedeki payını Medeni Kanun’un miras hükümlerinde yer alan oranlara göre alacaktır. Kanun sağ kalan eşe bu haklar dışında, aile konutu şerhli taşınmazın miras payından düşülmek kaydıyla kendisine verilmesini yani aile konutunun talep edilebilmesi hakkını da tanımıştır.

Yargıtay 8 inci Hukuk Dairesi’nin istikrar kazanmış kararlarında da belirtildiği gibi; sağ kalan eşin katkı payı, katılma alacağı veya değer artış payı alacağı, terekenin borcunu oluşturur. Buna karşılık ölen eşin sağ kalan eşten olan bu tür alacakları da terekenin aktifine eklenir.


Dolayısıyla yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi, mirasın tasfiyesini de etkilemekte olup bu hususta mal rejimi tasfiyesi miras tasfiyesinden önceliklidir.

Ölen eşin mirasçısı konumunda olan sağ kalan eş, öncelikle aile mahkemesinde dava açmak suretiyle edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesini talep ederek 01/01/2002 tarihinden sonraki dönem için edinilmiş malların yarısını talep etmeli, bu talebin mahkemece değerlendirilmesi sonucunda mal rejiminin tasfiyesi payını aldıktan sonra mirasın tasfiyesine katılmalıdır.

Sağ kalan eşin mal rejiminin tasfiyesine ilişkin bir talep ve davasının olması halinde; sağ kalan eşin miras hakkı yanında ayrıca edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan değer artış payı alacağı veya artık değere katılma alacağının da bulunması sebebiyle, sağ kalan eşin mal rejiminden kaynaklanan alacak hakkı terekenin borcu olduğundan öncelikle bu borcun ödenmesi gerekecektir. Daha sonra kalan tereke miktarı üzerinden sağ kalan eşin miras payı belirlenecektir.

Sağ kalan eşin katılma alacağı tereke borcu olarak kaydedilir. Buna karşılık ölen kişinin diğer eşin malvarlığındaki katılma alacağı da terekenin aktifine eklenir.

İlgili hükmün diğer bir sonucu da, mal rejiminin eşlerden birinin vefat etmesiyle sona ermesi halinde edinilmiş mallardan doğan katılma alacağını talep hakkı ölen eşin mirasçılarına geçer. Ancak mirasçıların talep hakkı sınırsız ve süresiz değildir. Mirasçılar katılma alacağı taleplerini sağ kalan eşe karşı 10 yıllık sürede ileri sürmelidirler. Aksi halde, talep hakkı zamanaşımına uğrayacak ve mirasçılar sağ kalan eşten herhangi bir istemde bulunamayacaklardır.

Her ne kadar eşlerin ve vefat halinde ölen eşin mirasçılarının edinilmiş mallara katılma rejiminden doğan alacak hakları bulunsa da bu talep dava yoluyla ileri sürülmedikçe kendiliğinden dikkate alınmamaktadır. Dolayısıyla, eşlerin veya mirasçıların kanuni süreler içerisinde ve usulüne uygun şekilde bu taleplerini dava etmeleri gerekmektedir.

Mal rejiminin tasfiyesi sonucunda belirlenecek katılma alacağı, terekeye ait borç olup, mirasçıların miras paylaşımından önce ödenmesi gerektiği kabul edilmelidir. Terekeye ait borç ödendikten sonra kalan miktar, mirasçılar arasında miras payları oranında paylaşılır. Tereke borçlarından bu sıfatını kaybetmemiş tüm mirasçılar, eşin de mirasçı olması sebebiyle, miras payları oranında edinilmiş mallara katılma alacağından doğan borçtan miras payları oranında sorumludurlar. Hemen belirtelim ki, sağ kalan eş katılma alacağı veya değer artış/katkı payı alacağı nedeniyle alacaklı konumdayken, mirasçı sıfatı nedeniyle de borçlu konumdadır. Bu nedenle, sağ kalan eşin evlilikteki mal rejimi nedeniyle sahip olduğu alacak hakkı hesaplanırken, kendisinin de mirasçı olması nedeniyle miras payı oranında alacak miktarı indirilmelidir. Başka bir anlatımla, mirasçılık sıfatına sahip herkese ölen kişiden kendisine mal kalmamış olsa da mal rejiminin paylaştırılmasıyla borç kalmış olabilir.

Miras paylaşıldıktan sonra dahi zaman aşımı süresi olan 10 yıllık geçmemiş ise sağ kalan eş mirasçılara ya da mirasçılar murisin hakkı için sağ kalan eşe karşı katılma alacağı davası açabilir.

EKONOMİ HATTI / HABER MERKEZİ

Burada yer alan haber, yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, yetkili kuruluşlar tarafından kişilerin risk ve getiri tercihleri dikkate alınarak kişiye özel sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler ise genel niteliktedir. Bu tavsiyeler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Bu haberde yer alan bilgiler www.ekonomihatti.com'un Araştırma Bölümü tarafından bilgi verme amacıyla hazırlanmış olup herhangi bir hisse senedinin alım satımına ilişkin bir teklif içermemektedir. Veriler, güvenilir olduğuna inanılan kaynaklardan alınmıştır. Bu kaynaklardaki hata ve eksikliklerden ve bu bilgilerin ticari amaçlı kullanılmasından doğabilecek zararlardan www.ekonomihatti.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. İşbu haberdeki tüm görüş ve tahminler, söz konusu haber tarihiyle www.ekonomihatti.com'a ait olup diğer AHSAM Araştırma Merkezi'nin görüş ve tahminlerini temsil etmemektedir. Bu haberdeki tüm görüş ve bilgiler önceden haber verilmeksizin değiştirilebilir.